5 Aralık 2011 Pazartesi

Machu Picchu'dan geriye kalanlar

Machu Pichu'nun ne zaman, nasıl, ne amaçla kurulduğu ve neden terkedildiği tam olarak bilinmese de, geriye kalanlardan açıkça görülen o ki astrolojide, tarımda ve taş işçiliğinde son derece gelişmiş bir topluma ev sahipliği etmiş. İnkalar kayaları tahta parçalarıyla bölerlermiş. Kayanın delik kısımlarına tahtaları sıkıştırıp bunları ıslatır, şişen tahta da taşı kırarmış.

Şehrin kalıntılarında taştan oyulmuş su kanalları önemli bir yer teşkil ediyor. Bir tarım toplumu olan İnkalar için su bereket demekmiş ve kutsal bir element olarak algılanırmış. Bu nedenle 16 çeşme, yeraltı kanalları ve açık kanallarla şehrin her köşesine su verilmiş. Eriyen kar sularını kullanıyor ve onları taş kanallar aracılığıyla tarım alanlarına ve filtreleyerek evlere veriyorlarmış. Taa o zaman her evde musluk fikri kulağa inanılmaz geliyor.. En etkileyicisiyse, o zamanlar çevre kirliliği ve sonucunda yaşanan felaketler tecrübe edilmemiş olmasına rağmen, İnkalar'ın bizim bunca yaşanandan sonra olamadığımız kadar çevreci oluşu. Kirli suyu nehre vermeden önce arıtmak için atık su kanallarını dağın tepesinden aşağıya zik zaklar yaparak inecek şekilde inşaa etmişler. Böylece hızla inen suyu sert darbelerle havalandırarak arıtma sağladıkları gibi, atıkları da mümkün olduğunca eritiyorlarmış.

Aşağıda krokisi bulunan şehir tören, tarım ve yaşam alanları olmak üzere 16 bölümden oluşuyor. Bunlar da tarım alanları ve yaşam alanları olmak üzere iki ana grupta toplanıyor.


Şehrin kalıntılarına ulaştığınızda en çok göze çarpan, dağın güney yamaçlarına düzenlenmiş geniş basamaklardan oluşan, tarıma yönelik teraslar oluyor. İnkalar terasları inşaa ederken önce bariyer görevi görecek bir duvar örer, ardından ortaya çıkan havuzun dibini taşla, sonra çakılla, bunun üzerini kumla ve en üstü de tarıma elverişli toprakla doldururlarmış.


Yukarıdaki resmin arka planında ve aşağıda detaylı görülen, tarım alanlarının bittiği en güney sınırdaki beş kulübenin çiftçilere ait olduğu düşünülüyor. "Puesto del Vigía" yani Bekçi Kulübesi denen en üstteki üç duvarlı yapının ise, kutsal şehrin tamamını ve Urubamba kanyonunu geniş bir açıdan gören stratejik konumuyla güvenlik amaçlı kullanıldığı sanılıyor.


Tarım alanlarının tahmin edilen nüfusun ihtiyacından çok daha fazlasına hizmet etmesi, arkeologlara Machu Picchu'nun işlevinin din adamlarına ve kraliyete coca yaprağı sağlamak olduğunu düşündürüyor. Tarım alanları 300 taş basamakla kuzeydeki yaşam alanlarından ayrılıyor.



Önemli kalıntılardan "Roca Funeraria", yani Cenaze Taşı da tarım alanları kısmında yer alıyor. Gömülmeden bekletilen cesetlerin bozulmaması için ilaçlama, mumyalama ve hatta mumyaların kurutulma işlemleri hep basamaklarla çıkılan sunak şeklindeki bu taşın üzerinde yapılırmış. Astroloji İnkalar döneminde oldukça ileri düzeydeymiş. Cenaze taşının bulunduğu yer alakasız izlenimi verse de, kış gündönümünde güneş ışığının "Intipunku" ya da diğer adıyla Güneş Kapısı'ndan tam bu taşın üzerine yansıması, aslında yerinin ne kadar özenle seçildiğini ve taşın aynı zamanda güneşin gözlenmesine de hizmet ettiğini gösteriyor.


Tarım alanını ayıran merdivenleri aşıp yaşam alanına geçildiğinde Machu Picchu'nun en önemli astrolojik gözlem evi olan, dairesel bir kule görünümündeki Güneş Tapınağı "Templo del Sol" çıkıyor karşınıza.


İnka kültüründe tapınaklar sadece rahipler ve İnka kralı tarafından kullanılırmış. Dolayısıyla bu yerler kilit altında tutulurmuş. Halk dini törenleri açık alanarda ya da meydanlarda yaparmış. Güneş Tapınağı'nın girişindeki kilit sistemi de, şu an boş olan bölümde zamanında iki kanatlı büyük bir tahta kapı olduğunu gösteriyor.

Tapınağın yarım daire şeklindeki cephesinde birisi doğuya diğeri kuzeye bakan, yaz ekinoksu ve kış gündönümü ışınlarının geliş açısına göre kusursuz bir şekilde inşaa edilmiş iki pencere var. İnkalar doğuya bakan pencereden ortadaki sunak taşına yansıyan gölgeleri ölçerek kış gündönümünü tespit edermiş. Her iki pencerenin dış cephelerinde bulunan çıkıntılar güneşin gözlenmesini kolaylaştıran aletleri sabitlemek için kullanılmış. Buradan yaptıkları gözemlerle yılın en kısa ve en uzun günlerini tespit ettikleri gibi, ay ve güneş tutulmalarını da önceden biliyorlarmış. Ayrıca güneşin, ayın ve yıldızların konumuna göre mevsim geçişlerini tayin ediyor ve hangi sebzeleri hangi aylarda ekip biçeceklerine karar veriyorlarmış.

Güneş Tapınağının tabanında, kenarlarına sıvı akışını sağlayacak şekilde dar kanallar açılarak "yerinde" oyulmuş büyük bir sunak taşı bulunuyor. Tapınağın duvarları bu zemin taşının formuna uygun olarak oval şekilde örülmüş. Tanrıların kendilerine uygun şekilde ibadet edilmediğinde onları kuraklık ya da sellerle cezalandıracağına inanan İnkalılar, benzer durumlarda onlara hayvanlar ve bazen de insanlar kurban edermiş. Sunak taşı Güneş Kralı için düzenlenen törenlerde ona kurban vermek ve daha sonra geleceği görmek adına kurbanın kalbini, ciğerlerini ve iç organlarını incelemek için kullanılırmış. Burası aynı zamanda İnka Kralı'nın babası güneşle sembolik olarak "chicha", yani mısır birası içtiği yermiş.

Tapınağa bir pencereyle açılan hemen bitişiğindeki küçük odaya "El Palacio de la Princesa", yani Prenses Sarayı deniyor. Bazı araştırmacılar buranın asil bir azize prensese ait olduğunu söylese de, ezici çoğunluk bu odanın güneşe ya da suya kurban verilecek bakirelerin hazırlanmasında kullanıldığını düşünüyor.


Tapınağın altında ise ona baza görevi de gören mağara şeklindeki "Tumba Real", yani Kral Mezarı bulunuyor. Mezarın içinde eskiden İnka kralının mumyasının olduğu sanılıyor. Babası Güneş'in tapınağı altındaki mağarada yatan İnka kralının, yeraltı dünyasını ve ölü kültünü sembolize ettiği düşünülüyor.


Yine dini amaçla kullanılmış, tapınaklarla çevrili "La Plaza Sagrada" yani Kutsal Meydan yaşam alanının kuzey batısında bulunuyor. Meydanın en önemli tapınağı "El Templo Principal" yani Ana Tapınak. Üç duvarlı tapınağın meydana bakan cephesi açık. Ana tapınağın hemen karşısındaki yapı da rahip evi.


Meydanın doğusunda bulunan Chakana Taşı ve Güney Hacı diye de adlandırılan İnka Hacı "La Cruz del Inca", yarısı toprağın altında yarısı ise üstünde bulunan beş kademeli bir haç. Üstteki kısım yıldızları ve pozitif olanı temsil ederken, toprağın altında kalan kısım "yakani" yani negatif olanı temsil ediyor.


Kutsal Meydan'ın doğusunda, İnka hacının hemen arkasında, Üç Pencere Tapınağı "El Templo de las Tres Ventanas" yükseliyor. Burası Bingham'ın 1911'de üzerinde "Lizárraga 1902" yazısını bulduğu tapınak..


Plaza Principal'in hemen yanında, basamaklarla piramit şekli verilmiş doğal bir tepeciğin üzerinde ünlü oyma taş Intihuatana var. Buna Machu Picchu'nun gözü anlamına gelen "Ojo de Machu Picchu" da deniyor.


Intihuana 21 Mart ve 21 Eylül tarihlerinde güneş ışınlarını direk yakaladığı için gölge vermediğinden, İnkalar onun tanrısallığına inanmışlar. Intihuatana quechua dilinde "güneşin bağlandığı yer" anlamına geliyor. İnkalar bu kutsal taşı yaşamın ve insanlığın devam etmesi için güneş ufuk çizgisinden bir yere ayrılmasın diye, dini ritüellerinde "güneşi bağlamak" amaçlı kullanırlarmış. Yine bu taş aracılığıya gündönümlerinde güneşin pozisyonuna göre hangi bitkinin ne zaman ekilip biçileceğini saptayarak onu tarımda da kullanırlarmış. Intihuatana'yı taşıyan piramidin basamakları, erozyonu önleyerek kutsal taşı korumak amacıyla tasarlanmış. Piramidin üstündeki insan yapımı düzlük aynı zamanda liderlerin halka hitap ettiği bir platform görevi de görmüş. Sulama sistemi olmayan bu basamaklar sadece dekoratif amaçlı kullanılmış. Aşağıdaki resim Kutsal Meydan'ı ve arkasındaki Intihuatana piramidini net olarak gösteriyor.


Intihuatana'nın basamaklarından inip Machupicchu'nun en kuzey ucuna gittiğinizde "La Roca Sagrada" denen Kutsal Taşı görüyorsunuz.


İnkalar dağların insanları ve halkları koruyan yüce ruhlara sahip olduğuna inanırlarmış. Kuzeydoğuya bakan Kutsal Taş, olduğu yerde oyularak ona arkasındaki Ana Dağ "Yanantin"in şekli verilmiş. Kutsal Taşın her iki yanında bulunan, zamanında tapınak olarak kullanılmış birbirinin aynısı iki kulübe de Yanantin'in solundaki Huayna Picchu'yu ve sağındaki Putucusi'yi sembolize ediyormuş.


Machu Picchu'nun kuzeyinde, Intiwatana piramidinin hemen altında uzanan Ana Meydan "Plaza Principal", şehrin en geniş açık alanı. Buradaki geniş teraslar tarım amacıyla değil, halkın törenlerini ve kutlamalarını gerçekleştireceği düz alanlar kazanmak için yapılmış. Inkalarda toplum piramitsel bir yapıya sahipmiş. Baştaki İnka kralını din adamları, zanaatkarlar, zenginler, orta sınıf ve en son işçiler takip edermiş. Meydanın her iki tarafındaki teraslar, bir tarafda alt sınıfa diğer tarafda ise üst sınıfa aitmiş. Adri ve ben meydanın hangi tarafındaydık bilemiyorum ama, yorgunluktan bitap düşünce yayılıp sularımızla mekanın işlevine uygun olarak küçük bir kutlama da biz yaptık.


Şehrin kuzeydoğusunda yani Ana Meydan'ın hemen sağında zamanında depo olarak kullanılmış kulübelerden oluşan "Las Tres Portadas" adlı bölüm bulunuyor. Bu yapıların hemen güneyinde ise "Zona Industrial" dedikleri zanaat ve endüstri bölümü var. Şehrin kuzeydoğu kesimini gösteren aşağıdaki resmin sol tarafında Ana Meydan, sağ arka tarafında depolar, sağ ön tarafında ise endüstri bölümü görünüyor.


Endüstri bölümdeki odacıklardan birinde oldukları yerde oyulmuş, birbirinin aynısı, silindir şeklinde iki büyük taş bulunmuş. Bunlar kumaş ya da seramik yapımında kullanılan malzemeleri çektikleri havanlar olabileceği gibi, mısır birasını beklettikleri hazneler de olabilirmiş.


Sanayi bölgesinin hemen altındaki Uçan Akbaba Tapınağı "Templo del Condor en Vuelo", İnkaların kutsal saydığı akbaba kültü için tamamen dini amaçla inşaa edilmiş. İnkaların taş işlemede ne kadar usta olduğunun kanıtı sayılan labirent şeklindeki tapınağın ortasındaki kayanın üzerine, And Dağlarının ruhunu temsil eden uçan bir akbaba başı ve boyun tüyleri yontularak üç boyutlu bir heykel yapılmış. Sunak olduğu sanılan taşın yontulmamış kısmı akbabanın vücudunu, başını çepeçevre saran çanak ise kanatlarını oluşturuyor.


Tapınağın hemen arkasında, içinde insan boyutunda duvar hücreleri bulunan bir tür ceza evi var. Suçlular üç gün boyunca bu nişlere bağlanarak hapsediliyor ve günahlarından arınmaları bekleniyormuş. Ancak tembellik, şehvet ya da hırsızlık ölüm cezasıyla ödenen suçlardanmış.


Hapishanenin bulunduğu bu bölümde İnkaların kutsal saydığı hayvanlardan pumaların ve yılanların yaşadığı, suçluların bu hayvanlarca ödürüldüğü ve cesetlerinin de akbabalara verildiği söylentiler arasında. Buranın klasik bir hapishane işlevinden ziyade, Uçan Akbaba Tapınağı'yla direk bağlantılı, tamamlayıcı ve son derece ritüel başka bir fonksiyonu da olduğu sanılıyor.

Biz zamanımız kısıtlı olduğu için Huayna Picchu'daki Ay Tapınağı "Templo de la Luna"yı göremedik. Yolunuz Machu Picchu'ya düşerse hem Ay Tapınağı'nı, hem de 2010 yılında Huayna Picchu'nun arka cephesinde bulunan, duvarları ve terasları derin bir uçuruma bakan asma kale Inkaraqay kalıntılarını görmeyi ihmal etmeyin. Tarıma ayrılmış beş teras, dini törenlerde kullanılan bir platform, Yananti Dağı'nın zirvesine bakan bir gözlem evi ve Ay Tapınağı'na kadar uzanan bir surdan ibaret Inkaraqay, İnkaların ay kültüne ve tarıma adadığı bölümmüş.

Buraya ulaşmak için Aguas Calientes'den Machu Picchu Hidroelektrik Santrali'ne giden trene binip 20 dakika sonra, demir yolunun 117. kilometresinde makinistten sizi indirmesini istemeniz gerekiyor. Vilcanota Nehrinin üzerindeki tahta köprüden geçince İnka kalıntılarını karşınıza çıkan dik yamaçlarda göreceksiniz.

2 yorum:

Ashley ★ dedi ki...

Ne zaman sayfana girsem,okurken gözlerimi yaşarten tek yazın bu oluyor Eylem abla :(( En büyük hayalim oraya gidebilmek ama kesin vize alamayacağımdan içimde ukte olarak kalacak.Nee kadar şanslısın !!

Eylem Atılgan dedi ki...

Teşekkür ederim Ashley, ama Peru'ya vize alamaman için hiçbir sebep yok! Bu çok fakir üçüncü dünya ülkeleri turist almak için herşeye razılar. Vizeyi seve seve verirler. Hatta ben Peru vizesini İspanya'daki Peru Fahri Konsolosluğundan almıştım. Sadece pasaport ve resim, bir de çok ufak bir para verdiğimi hatırlıyorum. Yarım saat içinde A4 kağıt üzerine print edilip kesilmiş pul büyüklüğündeki yaratıcı Peru vizem hazırdı. Gidersin, gidersin... :) Yeter ki yol parasını biraraya getir.. Gerçekten de asıl sorun o, uçak çok pahalı.